Beklenti büyüktü, umut vardı, heyecan vardı ama sahada ortaya çıkan tablo ne yazık ki hepimizi derinden sarstı.
Turnuvanın en kötü performanslarından birini izledik. Yüzümüz yerden kalkmadı desek abartmış olmayız.
Ancak bu kötü tablonun içinde özellikle Trabzonspor’u yakından ilgilendiren ayrı bir mesele var: Uğurcan Çakır. Şunu açıkça söylemek gerekir; Uğurcan’ın milli takım performansı hiçbir zaman kulüp performansının seviyesine çıkmadı. Trabzonspor’da yıllarca üst düzey maçlar çıkaran, takımını ayakta tutan, birçok karşılaşmada fark yaratan Uğurcan, milli forma altında aynı güveni veremedi.
EURO 2020’de sıfır çekilen turnuvada kalede o vardı. Sonraki süreçte Hollanda, Avusturya, İspanya ve benzeri ağır sonuçların ardından da en çok tartışılan isimlerden biri yine Uğurcan oldu. Fakat burada asıl mesele Uğurcan’ın performansından çok daha başka bir yerde duruyor. O dönem üzerinde Trabzonspor forması varken, en küçük hatasında hedef tahtasına konulan Uğurcan, neredeyse her kötü sonucun baş sorumlusu ilan ediliyordu. Milli takımın tamamı kötü oynasa da fatura kaleciye kesiliyor, yorumlar sertleşiyor, eleştiriler linç boyutuna taşınıyordu.
Bugün ise tablo değişti.
Uğurcan artık Galatasaray forması giyiyor. Haliyle medyanın dili de bir anda değişti.
Dün aynı oyuncuyu yerden yere vuranların bugün, “200 dakika gol atamayan takımın sorumlusu Uğurcan mı?” demesi tesadüf mü?
Bir başkasının çıkıp, “Uğurcan’ın kötü olmak için sebebi var ama söylemeyeceğim.” diyerek meseleyi yumuşatmaya çalışması neyin göstergesi?
İşte bizim itirazımız tam da burada başlıyor.
Elbette milli takımın başarısızlığını sadece Uğurcan’a yüklemek doğru değil. Böyle bir futbol aklı olamaz. Sahada gol atamayanlar, mücadele etmeyenler, sorumluluk almayanlar, oyunu okuyamayanlar, doğru hamleyi yapamayanlar varken bütün faturayı kaleciye kesmek büyük haksızlık olur.
Ama aynı hassasiyet neden Uğurcan Trabzonspor forması giyerken gösterilmedi?
O zaman takım kötüydü ama suçlu Uğurcan’dı.
Bugün takım kötü ama “mesele sadece Uğurcan değil” deniyor.
Asıl iki yüzlülük de tam olarak budur.
Uğurcan kötü oynayabilir. Hata yapabilir. Milli takımda bekleneni verememiş olabilir. Bunların hepsi konuşulur, eleştirilir, tartışılır. Zaten futbol bunun için var.
Ama oyuncunun formasına göre değişen yorumculuk, gazetecilik değil; düpedüz tarafgirliktir.
Dün Trabzonspor forması giyerken linç edilen bir oyuncu, bugün başka bir büyük takımın formasını giydiği için korunuyorsa, burada samimiyet aranmaz. Tarih, sahadaki hataları da yazar; ekran başındaki iki yüzlülüğü de.





