Trabzon

KTÜ’de medeniyet ve tıp tarihi buluşması

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde düzenlenen “Dünya Medeniyet Tarihi ile İslam Tıp Tarihi Arasındaki Etkileşim” başlıklı konferansta; medeniyetler arası bilgi üretimi, aktarımı ve dönüşüm süreçleri, tarihsel ve epistemolojik bir çerçevede ele alındı.

Prof. Dr. Turan Set, Prof. Dr. Mustafa İmamoğlu, Prof. Dr. Emine Canyılmaz, Prof. Dr. Salih Akyıldız, Doç. Dr. Perihan Şimşek, Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Akturan, Dr. Öğr. Üyesi Abdül Samet Şahin, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Serdaroğlu, Dr. Ahmet Zengin, Dr. Öğt. Üyesi Arif Kamil Salihoğlu, Çaykara Dernekpazarı Kültür ve Dayanışma Derneği Müdürü Alptekin Gökhan Şahin, Çaykara Gazetesi Editörü Ali Rıza Altınsoy ile Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği ve Eczacılık Fakültesi öğrencileri katıldığı konferansa konuşmacı olarak iştirak eden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Dünya Medeniyet Tarihi’nin yalnızca kronolojik olaylar dizisinden ibaret olmadığını; bilgi üretiminin hangi toplumsal, kurumsal ve düşünsel zeminlerde şekillendiğini inceleyen disiplinler arası bir alan olduğunu vurguladı. Felsefe, Bilim Tarihi, Sosyoloji ve Tıp tarihinin kesişiminde yer alan bu yaklaşımın, medeniyetlerin bilimsel birikimini anlamada bütüncül bir perspektif sunduğunu belirten Prof. Dr. Gündüz, Tıp tarihinin ise bu sürecin hem teorik hem uygulamalı boyutunu temsil eden ve en süreklilik arz eden alanlardan biri olduğunu ifade etti.

İslam Tıp Tarihi’nin, Antik Çağ’dan devralınan bilgi mirasını yalnızca muhafaza etmediğini, onu sistematik biçimde yeniden yapılandırarak geliştirdiğini dile getiren Prof. Dr. Gündüz, özellikle 8. ve 10. yüzyıllar arasında Abbasî döneminde kurulan Beytülhikme’nin, bu süreçte belirleyici rol oynadığını aktardı. Beytülhikme’nin sıradan bir çeviri kurumu olmadığını ve farklı medeniyetlere ait metinlerin, eleştirel analizden geçirilerek yeni bir senteze kavuşturulduğu entelektüel bir üretim merkezi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gündüz, Hipokrat ve Galen geleneğinin Arapça’ya kazandırıldığını, Hintlere ve Perslere ait Tıp alanındaki literatürün ise İslam bilim çevrelerine entegre edildiğini ve bu birikimin özgün katkılarla yeniden yorumlandığını kaydetti. Bu yönüyle İslam medeniyetinin pasif bir aktarıcı değil, eleştirel üretim yöntemini kullanan kurucu bir bilim geleneği oluşturduğunu vurguladı.

Konuşmasında, kurumsallaşma boyutuna da değinen Prof. Dr. Gündüz, İslam dünyasında ortaya çıkan bimaristanların, modern hastane modelinin erken ve gelişmiş örnekleri arasında yer aldığını belirtti. Bu kurumların yalnızca hastaların tedavi edildiği yapılar olmadığını; klinik uygulamaların sistemli biçimde yürütüldüğü, hekimlerin eğitim aldığı ve Eczacılık disiplini ile tıbbi uzmanlaşmanın, kurumsal çerçevede geliştiği merkezler olduğunu ifade etti. Teorik bilginin, uygulama ile bütünleştiği bu yapının, sağlık hizmetlerinin organizasyonunda süreklilik ve standartlaşma sağladığını ve Avrupa’daki üniversite hastanelerinin ortaya çıkışına dolaylı fakat yapısal bir katkı sunduğunu dile getirdi.

İslam’daki Tıp geleneğinin önde gelen isimlerine de değinen Prof. Dr. Gündüz, İbn Sina’nın “El-Kanun fi’t-Tıb” adlı eserinin, Avrupa’daki yükseköğretim kurumlarında, yüzyıllar boyunca temel başvuru kaynağı olarak okutulduğunu, Er-Razi’nin klinik gözleme dayalı yöntemini, sistematik hale getirerek deneysel yaklaşımı güçlendirdiğini ve El-Zehravi’nin cerrahi uygulamaları ve alet tasvirlerini, teknik açıklamalar ile disipline dönüştürdüğünü ifade etti. Prof. Dr. Gündüz ayrıca bu isimlerin, İslam Tıp Tarihi’nin yalnızca bölgesel değil, evrensel ölçekte, etkili bir bilimsel damar oluşturduğunu kanıtladığını aktardı.

İslam’daki Tıp metinlerinin Endülüs ve Sicilya üzerinden Latince’ye çevrilmesiyle birlikte Avrupa’da “Skolastik Tıp” anlayışının dönüşüm sürecine girdiğini belirten Prof. Dr. Gündüz, bu aktarımın Rönesans ve bilimsel yöntemin gelişiminde dolaylı ancak belirleyici bir rol oynadığını kaydetti. İslam Tıp Tarihi’nin bilginin korunması, geliştirilmesi ve yeniden dolaşıma sokulması aşamalarının tamamında, aktif biçimde yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Gündüz, bu tarihsel sürecin medeniyetler arası sürekliliği anlamada kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Konferansın sonunda Prof. Dr. Gündüz, İslam Tıp Tarihi’nin medeniyet zincirinde yalnızca bir geçiş dönemi olarak değerlendirilmesinin eksik bir okuma olacağını belirterek bu geleneğin bilgi üreten, dönüştüren ve yeniden inşa eden kurucu bir merkez niteliği taşıdığını ifade etti.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }