Trabzon

Kabe'deki dev kapılarda Trabzonlu mimarın imzası!

Almanya’da mimarlık eğitimi alan Trabzonlu mimar İbrahim Kale, Mescid-i Haram Camii’nin 18 anıtsal kapısı ve 18 dekoratif pencere ekranının üretim, kalite kontrol, lojistik ve montaj süreçlerinde üstlendiği kritik görevi anlattı

Trabzon kökenli mimar İbrahim Kale, Almanya’da başlayan hayat yolculuğunu Nijerya’dan Suudi Arabistan’a, Berlin’den Avrupa’nın önemli projelerine uzanan uluslararası bir kariyere dönüştürdü. Kale’nin meslek hayatındaki en dikkat çekici çalışmalardan biri ise Mekke’deki Mescid-i Haram Camii’nin genişletme projesi kapsamında hayata geçirilen yaklaşık 75 milyon euroluk dev kapı projesi oldu.

Bugün milyonlarca Müslümanın ziyaret ettiği Mescid-i Haram’da yer alan 18 anıtsal kapı ve 18 dekoratif pencere ekranının üretim, kalite kontrol, lojistik ve montaj süreçlerinde görev alan Kale, projedeki rolünü ve uluslararası tecrübesini Türkiye’ye taşıma hedefini anlattı.

“MESCİD-İ HARAM PROJESİ MESLEK HAYATIMDA ÇOK ÖZEL BİR YERE SAHİP”

Mescid-i Haram Camii’ndeki dev kapı projesi, kariyerinizde nasıl bir yere sahip?

Mescid-i Haram Camii’nde yürütülen genişletme çalışmaları kapsamında yer alan dev kapı projesi, meslek hayatımda çok özel bir yere sahip. Bu proje kapsamında 18 adet anıtsal kapı ve 18 adet dekoratif pencere ekranı üretildi ve montajları tamamlandı. Dört kanatlı ana giriş kapıları, iki kanatlı yan giriş kapıları ve tek kanatlı servis kapıları bu çalışmanın önemli parçalarıydı.

Yaklaşık 75 milyon euroluk bütçeye sahip olan bu proje, hem teknik büyüklüğü hem de manevi değeri bakımından çok özel bir çalışma oldu. Milyonlarca Müslümanın ziyaret ettiği böyle kutsal bir mekanda görev almak benim için büyük bir sorumluluktu.

Bu projede tam olarak hangi görevleri üstlendiniz?

Ben bu projede tasarımcı olarak değil; kıdemli proje yöneticisi ve genel proje yöneticisi olarak görev aldım. Sorumluluk alanım üretim denetimi, kalite kontrol süreçleri, lojistik organizasyonu, montaj koordinasyonu, saha yönetimi ve proje takibiydi.

Kapıların mimari tasarımı Suudi Arabistanlı mimarlar ve mühendisler tarafından geliştirildi. Alman mühendislik ekiplerinin teknik katkılarıyla proje nihai halini aldı. Benim görevim ise bu büyük yapının üretimden sahadaki montaja kadar tüm kritik aşamalarının doğru, güvenli ve planlanan kalite standartlarına uygun şekilde ilerlemesini sağlamaktı.

“TEK BİR KAPI KANADI YAKLAŞIK 5 TON AĞIRLIĞINDAYDI”

Kapıların teknik özellikleri nasıldı?

Kapılar gerçekten çok büyük ve özel sistemlerdi. Bazı kapılar yaklaşık 6 metre yüksekliğe ve 14 metre genişliğe ulaşabiliyordu. Tek bir kapı kanadı yaklaşık 5 ton ağırlığındaydı. Dört kanatlı büyük giriş kapılarında toplam ağırlık 20 ila 23 tona kadar çıkıyordu. Bu yönüyle dünyanın en büyük ve en ağır kapı sistemleri arasında değerlendirilebilecek bir projeydi.

Kapıların görünen yüzeyleri, özel döküm teknikleriyle üretilmiş binlerce bronz ve bakır alaşımlı döküm parçadan oluşuyordu. Bronz kapılar, eskitilmiş ve patinalı bir yüzey anlayışıyla hazırlandı. Bu parçalar tek tek işlendi, paslanmaz çelik paneller üzerine monte edildi ve İslam mimarisine özgü desenler oluşturuldu.

Çerçeveler ve dekoratif bölümlerde ise altın renkli bir görünümden öte, 24 ayar saf altın içerikli özel boya ve yüzey uygulamaları tercih edildi. Eskitilmiş patinalı bronz yüzeyler ile saf altın etkisi taşıyan bu özel uygulamanın birleşimi, kapılara son derece görkemli ve güçlü bir mimari kimlik kazandırdı.

Bu kadar ağır kapıların çalışma sistemi nasıl sağlandı?

Bu kapılar yalnızca büyük ve görkemli yapılar değildi, aynı zamanda ileri teknolojiye sahip sistemlerdi. Hidrolik sistemler, elektrik motorları, hareket sensörleri, güvenlik sensörleri ve bilgisayar kontrollü işlemciler kullanıldı.

Tüm kapılar merkezi bir sistem üzerinden yönetilebiliyordu. Acil durumlarda veya yoğun ziyaretçi akışlarında kapıların eş zamanlı olarak açılıp kapanabilmesi hedeflendi. Bu nedenle projede yalnızca mimari görünüm değil, güvenlik, hareket kabiliyeti, dayanıklılık ve operasyonel yönetim de çok önemliydi.

“ÜRETİM ALMANYA’DA YAPILDI, KAPILAR MEKKE’YE ÖZEL KARGO UÇAKLARIYLA TAŞINDI”

Kapıların üretim ve taşınma süreci nasıl ilerledi?

Kapıların üretimi Almanya’da gerçekleştirildi. Üretim sürecinde kalite kontrol, malzeme uygunluğu, teknik denetim ve zaman planlaması çok dikkatli şekilde yürütüldü. Daha sonra kapılar özel ağır yük kargo uçaklarıyla Suudi Arabistan’a taşındı.

Mekke’deki montaj süreci de başlı başına büyük bir organizasyondu. Böyle büyük ve ağır kapı sistemlerinin kutsal bir alanda, yoğun ziyaretçi akışının bulunduğu bir bölgede monte edilmesi ciddi koordinasyon gerektiriyordu. Bu süreçte kalite güvence, üretim kontrolü, lojistik koordinasyonu, saha organizasyonu ve montaj denetimi kritik başlıklardı.

“MESCİD-İ HARAM’DAKİ İLK GÖREVİM ASMA TAVAN, ÇELİK CEPHE VE CAM CEPHE SİSTEMLERİYLE BAŞLADI”

Mescid-i Haram’daki çalışmalarınız yalnızca kapı projesiyle mi sınırlıydı?

Hayır. Mescid-i Haram’daki ilk görevim yaklaşık 10 yıl önce Lindner Group bünyesinde oldu. Haram Genişletme Projesi kapsamında asma tavan sistemleri, çelik cepheler ve cam cephe uygulamalarının proje yönetiminde görev aldım.

Bu çalışma yaklaşık 120 milyon euroluk büyüklüğe sahipti ve dünyanın en büyük dini yapı genişletme projelerinden biri olarak kabul ediliyordu. Bu proje, daha sonra Mescid-i Haram’daki dev kapı projesinde üstleneceğim görevler açısından da önemli bir tecrübe kazandırdı.

“ALMANYA’DA DOĞDUM, GURBETÇİ BİR AİLENİN ÇOCUĞUYUM”

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

18 Nisan 1979’da Almanya’nın Bad Nauheim şehrinde doğdum. Babam Hasan Kale ve annem Neriman Kale, 1960’lı yıllarda Türkiye’den Almanya’ya çalışmak için göç eden bir ailenin fertleri. Dört kardeşin en küçüğüyüm.

Disiplinli ve çalışkan bir aile ortamında büyüdüm. Genç yaşlardan itibaren mimarlık, mühendislik ve tasarıma ilgi duydum. Daha sonra Frankfurt University of Applied Sciences’ta mimarlık eğitimi aldım ve meslek hayatıma uluslararası projelerde görev alarak devam ettim.

“NİJERYA’DAN ALMANYA’YA, SUUDİ ARABİSTAN’DAN AVRUPA’YA UZANAN BİR TECRÜBE EDİNDİM”

Mescid-i Haram dışındaki projelerinizden de söz eder misiniz?

Kariyerim boyunca Almanya, Nijerya, Suudi Arabistan, Belçika, İsviçre ve Rusya gibi birçok ülkede görev aldım. Lindner Group, REWE Markt GmbH, Julius Berger International, Tesla Gigafactory Berlin, Zurich Insurance, PricewaterhouseCoopers ve farklı uluslararası kurumların projelerinde proje yönetimi, kalite yönetimi ve saha koordinasyonu görevlerini üstlendim.

Julius Berger International bünyesinde Nijerya’da ECOWAS Parlamento Binası renovasyonu, NNPC Towers modernizasyonu ve Abuja Başkanlık Banket Salonu gibi önemli projelerde çalıştım.

Almanya’da ise REWE Marketler Zinciri’nin yeni nesil alışveriş merkezleri ve market yatırımlarında proje yöneticiliği yaptım. Bunun yanında Tesla Gigafactory Berlin, Zurich Insurance genel merkezleri, PwC ofisleri ve çeşitli uluslararası projelerde görev aldım.

“ULUSLARARASI BİRİKİMİMİ TÜRKİYE’YE TAŞIMAK İSTİYORUM”

Bugünkü hedefiniz nedir?

Bu hedef benim için yalnızca mesleki bir kariyer planı değil, aynı zamanda memleketime ve devletime karşı hissettiğim bir vefa borcudur. Yıllar içinde farklı ülkelerde edindiğim bilgi, deneyim ve proje yönetimi birikimini Türkiye’nin hizmetine sunmak benim için büyük bir gurur.

Özellikle Trabzon başta olmak üzere ülkemizde gerçekleştirilecek büyük ve orta ölçekli projelerde görev alarak dünya standartlarındaki proje yönetimi anlayışını Türkiye’ye taşımak istiyorum. Bu süreci, gurbetle başlayan bir aile hikayesinin yeniden vatanda değer üretmesi olarak görüyorum.

Bu benim için yalnızca mesleki bir kariyer planı değil, aynı zamanda bir vefa hikayesi. Ailem 1960’lı yıllarda daha iyi bir gelecek için Almanya’ya gitti. Babam Hasan Kale ve annem Neriman Kale yıllarca emek vererek hem ailelerine hem de memleketlerine katkıda bulundu.

Yaklaşık 60 yıl sonra ben de dünyanın farklı ülkelerinde edindiğim bilgi, deneyim ve uluslararası proje yönetimi birikimini Türkiye’ye taşıyarak ülkeme hizmet etmek istiyorum.

“GURBETLE BAŞLAYAN YOLCULUĞU VATANDA TAMAMLAMAK İSTİYORUM”

Trabzon sizin için ne ifade ediyor?

Trabzon benim için köklerimi, ailemin hikayesini ve aidiyet duygusunu ifade ediyor. Babamın yıllar önce emeğiyle yaptığı katkıyı, bugün ben kendi mesleki birikimimle sürdürmek istiyorum.

En büyük arzum, Trabzon’dan başlayarak Türkiye’nin geleceğine değer katacak, kalıcı ve nitelikli projelerde görev almak. Gurbetle başlayan bir yolculuğun yeniden vatanda tamamlanması benim için çok anlamlı.

Uluslararası projelerde edindiğim disiplin, kalite anlayışı, saha yönetimi ve proje koordinasyonu tecrübelerini Türkiye’deki projelere aktarmak istiyorum. Çünkü Türkiye’nin bu alanda çok büyük bir potansiyeli olduğuna inanıyorum.

“DÜNYA STANDARTLARINDA PROJE YÖNETİMİ ANLAYIŞINI TÜRKİYE’YE KAZANDIRMAK İSTİYORUM”

Son olarak nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Mimarlık ve mühendislik yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. Doğru planlama, kalite kontrol, saha disiplini, lojistik yönetimi ve ekip koordinasyonu büyük projelerin temelini oluşturuyor.

Mescid-i Haram gibi dünyanın en özel yapılarından birinde, dev kapı sistemlerinin üretiminden montajına kadar uzanan süreçlerde görev almak bana çok değerli tecrübeler kazandırdı. Şimdi bu tecrübeyi Türkiye’de, özellikle de Trabzon’da hayata geçirilecek projelerde değerlendirmek istiyorum.

Amacım, uluslararası ölçekte edindiğim birikimi ülkemin hizmetine sunmak ve kalıcı, nitelikli, dünya standartlarında projelere katkı sağlamaktır.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }