Trabzonspor

Finalde bu tarih doğru mu?

Ziraat Türkiye Kupası finali… Futbolun en keyifli, en coşkulu gecelerinden biri olması gereken o büyük sahne… Ama yine aynı tablo: tarih değişiyor, planlar altüst oluyor, taraftar yine en sona yazılıyor.

Önce 24 Mayıs Pazar denildi. Yani olması gerektiği gibi: hafta sonu, insanlar iş derdi olmadan, şehirler arası yolculuğunu planlayarak tribünleri dolduracak. Sonra bir bakıyoruz, “revize edildi.” Tarih 22 Mayıs Cuma. Saat 20.45.

Şimdi soralım: Bu kararı veren akıl gerçekten futbolun içinden mi geliyor, yoksa masa başında “uygunluk” hesabı yapan klasik bir bürokrasi refleksi mi?

Çünkü bu ülkede futbol sadece 90 dakika değil. Özellikle final gibi organizasyonlarda insanlar kilometrelerce yol yapıyor. Otobüsle, özel araçla, bazen borç harç… Sırf takımını desteklemek için.

Cuma akşamı 20.45’e konulan bir final demek, o insanlara şunu söylemek demek:
“Gelmek istiyorsan işinden izin al, okulunu aksat, yolunu kendin çöz.”

Sonra da tribünler neden dolmadı diye soruluyor.

İşin ironik tarafı şu: Futbolu büyütmekten bahsedenler, “marka değeri” diyenler, organizasyon kalitesini dilinden düşürmeyenler… En basit planlamayı bile taraftara göre yapmıyor.

Hafta sonu oynatmak bu kadar zor mu?
Gerçekten takvimde yer yok mu?
Yoksa öncelikler bambaşka mı?

Burada mesele sadece bir maç tarihi değil. Mesele bakış açısı. Taraftarı oyunun merkezine koymayan, aksine onu zorlayan bir anlayış var.

Futbol aklı dediğimiz şey sadece saha içi değil. Organizasyon da bunun parçası. Ama bizde hâlâ en basit yerden kaybediyoruz.

Sonra çıkıp “futbol neden gelişmiyor?” diye tartışıyoruz.

Gelişmez. Çünkü daha finalin gününü bile doğru seçemiyoruz.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }