Dolu dizgin kıtlığa doğru

İnsanlar tarih boyunca en büyük endişeyi açlık korkusu olarak görmüş ve hala bu konu 21.yüz yılda güncelliğini korumakta aynı zamanda tartışmalarda birinci sırada yer almaktadır.
Dünyadaki iklim değişiklikleri ,sanayinin hesapsızca çevreyi tehdit etmesi,toprakların hovardaca yok edilmesi ,ormanların yanması sonucu çölleşmenin hızla artması,aşırı sulama,tarım arazilerinin tarım dışına çıkarılması,aşırı şehirleşme aşırı sulama, Gübreleme ve ilaçlama vs.gibi daha olumsuz bir çok faktör sonucu üretim alanları ve üretim gittikçe azalmaktadır.

Neticede gıda krizi yavaş, yavaş dünyayı tehdit ettiği gibi Tarımdan uzaklaşan ülkemizi ve insanlarımızı da çok derinden etkilemeye doğru hızla gitmektedir.Özellikle son zamanlarda Ülkemizde girdi fiyatlarının başta gübre olmak üzere tohum,ilaç,yabancı ot ilacı,Mazot,işçilik,amortisman,genel giderler,sulama,finansman gideri vs. gibi fiyatlar 0/0400 ile 0/0500 artmıştır.Onun için bir dekara alınacak ürünün maliyeti artmış ve pazarda satış fiyatı bu maliyeti karşılamadığından çiftçinin artık ürün ekmekten ve işlenebilir topraklarını terk etmekten başka çaresi kalmamıştır.Çünkü üretime devam ederse zarar edeceğini ve kredi alan çiftçilerin icralık durumları ortadayken 5-10 dönüm arazisinin elinden çıkmasını istememektedir.

Bu yüzdendir ki 26 milyon hektar olan tarım arazimiz 22 milyon hektara düşmüş olup bu işin vahim olan başka bir tarafıdır.İste bundan dolayı üretim kapasiteleri de yüksek olan çiftçilerimiz daha az üreterek zor şartlarla mücadele etmeye çalışmaktadırlar.Hayvancılıkta ise durum gittikçe ağırlaşmakta son dört ay içerisinde 1800000 süt ineği kasaba verilmiş olup,önümüzdeki aylarda başta peynir olmak üzere diğer süt ve süt ürünlerinde ciddi sıkıntıların çekileceğini göstermektedir.Aynı sıkıntı kırmızı et sektöründe ,yumurta ve et tavukculuğunda önlenemez bir şekilde devam etmektedir.

İşin en garip tarafı kendi kendimize yeten yedi ülkeden biriyken bugün savaş halindeki ülkelerden kuru ve işlenmiş tarım ürünü alıyor olmamızdır.Aynı durum şeker sektöründe sürerken özellikle bal üreticileri 120 bin ton üretimle dünyada ikinci sıradayken şeker fiyatlarının çuvalının 180 TL.den 1000 TL.sına çıkması bu ikinciliğimizde başka ülkelerin eline geçecektir.Ülkemizde 9 milyon kovanın varlığı dikkate alındığında işin ne ölçüde risk altında olduğu kaçınılmaz bir gerçeklik olarak ortada durmaktadır.Onun için diğer sektörlerde olduğu gibi Arıcılık sektöründede üretimin düşmesi ve bal fiyatlarının artması kaçınılmazdır.Tarımın tüm sektörleri üretim açısından küçülmeye devam ederken bu gidişat önlenemezse artık kıtlık ihtimali kendini göstermeye başlayacaktır.

Dünyada bile buğday stoklarının üç aylık ömrünün kaldığı açıklanırken üretmeden tüketmenin sonucu kendimizden kaynaklı olup,bir an önce bu durumun önüne geçmek ciddi bir zorunluluktur.Yoksa kıtlık ve çağrışdırdığı açlık hiç bir izah ve eylemle telafi edilemez.Gelinen aşamada tek çıkar yol üretimdir ve kesintisiz üretimdir.Onun için devlet çiftçisine verebileceği azami desteği vererek üretime yönlendirmeli ve rekolte fazlalıklarında yine devlet çiftçisini sübvanse etmelidir.Tüm girdilerde ve KDV de indirim sağlanmalı kredi faiz oranlarında ve geri ödemelerde özendirici kolaylıklar sağlanmalıdır.
Aksi halde olası bir kıtlığa doğru gidişin önüne geçmek imkansızlaşacaktır.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }