Deprem Bilimci Prof. Dr. İbrahim Pampal, TGRT Haber'e yaptığı özel açıklamalarda, Tokat'ta meydana gelen 5.5 büyüklüğündeki depremin ardından bölgenin depremselliğine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Pampal, Erzincan-Niksar-Bolu hattının tarihsel olarak her 50 yılda bir 7'den büyük depremler ürettiğini belirterek, Tokat ve çevresinde 6 ila 7 büyüklüğünde yeni sarsıntıların yaşanabileceği konusunda kamuoyunu bilgilendirdi. Uzman isim, bölgedeki aktif fay hatlarının sürekli kırılma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.
BÖLGENİN YÜKSEK DEPREM POTANSİYELİ VE TARİHSEL VERİLER
Prof. Dr. İbrahim Pampal, Tokat'ta yaşanan 5.5 büyüklüğündeki depremi 'ucuz atlatılmış' olarak nitelendirirken, bölgenin genel depremselliğine dikkat çekti. Pampal'a göre, Erzincan'dan Niksar üzerinden Bolu'ya kadar uzanan bu geniş coğrafya, tarihsel olarak her 50 yılda bir 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahip. Bu durum, bölgenin sürekli olarak büyük deprem riski altında olduğunu gösteriyor. Uzman isim, mevcut sarsıntının ardından bölgede 6 ila 7 büyüklüğünde yeni depremlerin meydana gelmesinin beklendiğini ifade etti.
Pampal, sadece Tokat'ı değil, genel olarak bu hattı kapsayan fayların aktif olduğunu ve kırılma potansiyellerinin yüksek olduğunu belirtti. Kırılmış fayların dahi zamanla yeniden enerji biriktirip kırılabileceği uyarısında bulunan Pampal, bölgenin depremselliğinin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.
TOKAT VE ÇEVRESİNDEKİ AKTİF FAY HATLARI
Deprem Bilimci Pampal, Tokat ve çevresindeki aktif fay hatlarına özel olarak değindi. Özellikle 'Ezine Pazarı fayı' olarak da bilinen Kırıkkale-Erbağ fayının, Tokat depreminin meydana geldiği yerin kuzey kesimini oluşturduğunu aktardı. Ayrıca, Tokat'ın hemen yakınında, doğuya doğru Almus Barajı'nın kuzey kenarından geçen aktif bir doğrultu atımlı fay hattının bulunduğunu söyledi. Bu fayın da kırılması durumunda 6 ila 7 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.
Pampal, bu fay hatlarının bölge için sürekli bir tehdit oluşturduğunu ve deprem riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Bölgedeki yapılaşmanın ve kentsel dönüşümün bu gerçekler ışığında planlanmasının hayati önem taşıdığını ekledi.
TÜRKİYE GENELİNDE DEPREM HAREKETLİLİĞİ
Prof. Dr. Pampal, son bir haftalık süreçte Türkiye genelinde artan deprem aktivitesine de dikkat çekti. Ülkenin farklı bölgelerinde yaşanan sarsıntıları sıralayan Pampal, son bir hafta içinde 5'i geçen üç depremin kaydedildiğini belirtti. Yaşanan bazı önemli depremler şunlardır:
"Buralar maalesef depremselliği son derecede yüksek olan, sıklıkla kırılan ve yıkıcı deprem üreten bölgelerimiz" diyerek, depremle yaşama ve hazırlıklı olma gerekliliğinin altını çizdi. Depremin ne zaman olacağını bilmenin mümkün olmadığını, ancak olacağının kesin olduğunu vurgulayan Pampal, en önemli görevin "hazırlanmak" olduğunu belirtti. Bölgenin ve tüm ülkenin depreme hazır hale getirilmesi çağrısında bulundu.