APP plakalarla ilgili tartışmalar sürerken Ortahisar Belediyesi Eski Meclis Üyesi Davut Çakıroğlu, sorumluluğun vatandaşa yüklenemeyeceğini belirterek yetkili kurumların uygulamalarının incelenmesi çağrısında bulundu; savcıları göreve davet etti.
Ortahisar Belediyesi Eski Meclis Üyesi Davut Çakıroğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Son günlerde kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan APP (Araç Plaka Presleme) meselesi, sadece teknik bir plaka tartışması değildir. Konu, doğrudan hukuk devleti ilkesi, kamu otoritesinin sorumluluğu ve vatandaşın korunması ile ilgilidir.
Her şeyden önce en temel sorunun net biçimde cevaplanması gerekir:
APP tam olarak nedir?
Yıllardır trafikte kullanılan, yetkili yerlerde basılan ve vatandaşın çoğu zaman resmi işlemler sırasında yönlendirildiği bu plakalar bugün bir anda tartışmalı hale gelmiştir. Ancak meseleye bakıldığında ortada ciddi bir çelişki bulunmaktadır.
Bugün “okunmuyor” denilen plakalarla araçlar:
* Defalarca araç muayenesinden geçmiş,
* Radar sistemlerinde tespit edilmiş,
* HGS ve OGS sistemlerinden geçiş yapmış,
* Trafik kayıtlarında yıllarca sorunsuz şekilde işlem görmüştür.
Eğer bir plaka gerçekten okunmayan bir plaka ise şu sorunun cevabı verilmelidir:
Bu araçlar yıllardır tüm bu sistemlerden nasıl geçti?
Bir başka önemli mesele ise plaka basma yetkisi verilen kurumlar konusudur. Türkiye’de plaka basımı çoğu yerde yetkilendirilmiş STK’lar ve meslek odaları aracılığıyla yapılmaktadır. Vatandaş da doğal olarak bu yetkili kurumlara yönlendirilmektedir.
Ancak eğer bu kurumlar vatandaştan resmî ücret dışında fark alarak standart dışı plaka bastıysa, burada sorulması gereken soru açıktır:
Bu durumun sorumlusu vatandaş mı, yoksa yetkili kurumlar mı?
Hukuk devleti ilkesi çok nettir:
Yetki verilen bir kurumun yaptığı hatanın bedeli vatandaşa ödetilemez.
Bugün gelinen noktada ise ortaya çıkan tablo düşündürücüdür.
Hiçbir bedel ödemeden aklanan kurumlar olacak,
hatta aynı işten kazanmaya devam edecekler. Ödelendirilecekler.
Ama vatandaş ne yapacak?
* Noter kapısında sıra bekleyecek,
* Aynı kuruma yeniden ödeme yapacak,
* Soğukta, Ramazan’da, bayram günlerinde kuyruklara girecek.
Sormak gerekir:
Reva görülen tablo bu mudur? BumudurTürk milletine gösterilen saygınlık?
Üstelik yaşanan tablo daha da düşündürücüdür. Hata yapan bazı STK’lar adeta avuçlarını ovuştururcasına yeni bir kazanç kapısı oluşmasının keyfini yaşarken, vatandaş ise mağduriyet ve çile ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu durum vicdanları yaraladığı gibi hukuk devleti anlayışıyla da bağdaşmamaktadır.
Özellikle bazı şehirlerde – örneğin Trabzon özelinde – trafikteki araçların büyük bölümünde ilgili STK’ların tavsiyesiyle ve çoğu zaman fark alınarak APP plaka basıldığı bilinmektedir. Bugün ise vatandaş, yetkiyi veren kurum ile plaka basan oda arasında sıkıştırılmış durumdadır. Üstüne bir de noter masrafı eklenmesi ise ayrı bir tartışma konusudur.
Üstelik yapılan resmi açıklamalar da net değildir. Hâlâ vatandaşın kafasını karıştıran ifadeler kullanılmakta, açık ve kesin bir çerçeve ortaya konulamamaktadır. Çıkıp sorumluluğu net biçimde ortaya koyan etkili ve yetkili bir açıklama da henüz görülmemektedir.
Oysa hukuk devletinde ilke bellidir:
Yanlış yapanın yanlışı kendisine rücu ettirilir.
Vatandaşa değil.
Yetkili kurumların yaptığı bir yanlış veya usulsüzlük varsa:
* Bu kurumların sorumluluğu açıkça ortaya konulmalı,
* Gerekirse yetkileri derhal iptal edilmeli,
* Ve vatandaşın mağduriyeti hiçbir bedel ödetilmeden giderilmelidir.
Yetkili kurumların olası illegal uygulamalarının bedeli vatandaşa fatura edilemez.
Bir hukuk devleti buna izin vermez.
Bu nedenle konunun sadece idari açıklamalarla geçiştirilecek bir mesele olmadığı açıktır. Mesele bireysel değildir. Tüm ülkeyi ilgilendiren bir kamu meselesidir.
Bu çerçevede Cumhuriyet savcılarımızı da göreve davet ediyorum.
Yetki verilen kurumların uygulamaları, alınan ücretler ve yapılan işlemler hukuk açısından açık şekilde incelenmelidir.
Çünkü devletin temel görevi vatandaşı korumaktır.
Vatandaşı kuyruğa dizmek, iki kez ödeme yaptırmak ve sorumluluğu belirsiz bırakmak değildir.
Hukuk devleti, hatayı yapanın hesabını sorar. Akşamdan sabaha alınmış ve ne olduğu da tam belli olmayan konunun bedelini hiç kabahati/kusuru sorumluluğu olmayan millete ödetmez. Bu yazıya bu illegal ceza kesilebilir kusurlu plakaları veren stk lar hakkında suç duyurusunda olarak yazımın dikkate alınmasını talep ediyorum.
Bu çerçevede bir hususu daha açıkça ifade etmek gerekir. Eğer standart dışı olduğu iddia edilen APP plakalar yetkilendirilmiş kurumlar tarafından basılmış ve vatandaşa sunulmuşsa, burada ortaya çıkan sorumluluğun da aynı kurumlar açısından değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Vatandaşın resmi olarak yönlendirildiği yerlerde yapılan işlemlerden dolayı mağdur edilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Bu nedenle, standart dışı plaka basımı yapıldığı iddiası bulunan ve bu işlemlerden ücret tahsil eden ilgili STK ve meslek odaları hakkında gerekli inceleme ve soruşturmaların yapılması büyük önem taşımaktadır.
Cumhuriyet savcılarımızın bu konuda resen inceleme başlatması, yetki verilen kurumların uygulamalarını, alınan ücretleri ve yapılan işlemlerin mevzuata uygunluğunu değerlendirmesi hem kamu vicdanı hem de hukuk devleti açısından gereklidir. Eğer ortada mevzuata aykırı bir uygulama varsa, sorumluluğun ilgili kurumlara rücu ettirilmesi ve vatandaşın hiçbir şekilde mağdur edilmemesi gerekmektedir.
Bu yazı vesilesiyle, standart dışı olduğu ileri sürülen plakaları basan ve vatandaşlara sunan kurumların faaliyetlerinin hukuki açıdan değerlendirilmesi, varsa sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve vatandaşın mağduriyetinin giderilmesi için konunun yetkili makamlar tarafından dikkate alınmasını kamu vicdanı adına talep ediyorum.





