TBMM'de konuya ilişkin basın açıklaması yapan Suiçmez; 2026 yaş çay sezonuyla birlikte çay üreticilerinin sorunlarının daha da büyüdüğünü söyledi. "Bizler 35 TL'nin son derece yetersiz olduğunu söylerken üreticiye 25 tl gibi fiyatların teklif edilmesinin alay etmek anlamına gelmektedir" ifadelerini kullandı.
İktidarın halkın gerçek dertlerinden uzaklaştığını savunan Suiçmez, "kafanızı madenlerden, talan ve yıkım siyasetinden kaldırıp halkın gerçek dertlerine odaklanın, tabii maksadınız çay üreticilerini tamamen yok etmek değilse" dedi.
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez'in basın açıklamasının tamamı şu şekilde.
"2026 yaş çay sezonu, çay üreticisinin sorunlarını çözmediği gibi daha da büyüdüğünü gözler önüne sermiştir.
Açıklanan fiyat, kaldırılan destekleme ödemeleri, uygulanan kontenjanlar ve üreticiyi koruyacak yasal düzenlemelerin hâlâ hayata geçirilmemiş olması, çay üreticisinin kaderine terk edildiğinin açık göstergesidir.
Türkiye yılda yaklaşık 1 milyon 338 bin ton yaş çay üreten, dünyanın en önemli çay üretim merkezlerinden biridir. Son 5 yıllık ortalama üretim ise yaklaşık 1 milyon 370 bin tondur.
Böylesine büyük bir üretim hacmine sahip bir sektörde yaşanan sorunların artık "beklenmedik gelişmeler" olarak açıklanması mümkün değildir.
Kimse bizim aklımızla alay etmesin.
Bunca açıklamaya, uyarıya rağmen hala bölgenin gerçeklerinin görünmemesi sadece “art niyetle” açıklanabilir.
Bu sezon bir kez daha gördük ki çay üreticisi aynı zamanda ciddi bir planlama sorununun bedelini ödemektedir.
ÇAYKUR günlük işleme kapasitesinin yaklaşık 9 bin 500 ton olduğunu açıklamaktadır. Buna karşılık bazı günlerde kuruma gelen yaş çay miktarının 12 ila 13 bin tona ulaştığı belirtilmektedir.
Sonuç olarak kontenjanlar uygulanmış, bazı bölgelerde dekara 60 kilogram olan kontenjanlar 30 kilograma kadar düşürülmüş ve üretici ürününü teslim etmekte zorlanmıştır.
Peki burada sorulması gereken soru şudur:
Bu yoğunluk gerçekten sürpriz midir?
Türkiye'nin yıllık yaş çay üretimi bilinmiyor mudur?
Geçmiş yılların üretim verileri kurumların elinde değil midir?
Birinci sürgün döneminin yoğunluğu öngörülemiyor mudur?
Bayram sonrası hasadın hızlanacağı bilinmiyor mudur?
Eğer bütün bu veriler biliniyorsa, ortaya çıkan arz yoğunluğuna karşı neden önceden tedbir alınmamıştır?
Eğer tedbir alınmadıysa bunun sorumluluğu kimdedir?
Üretici plansızlığın bedelini ödemek zorunda değildir.
Üretici bir yandan düşük gelirle mücadele ederken diğer yandan ürününü teslim edemediği için özel sektörün insafına bırakılmamalıdır.
BİZLER 35 TL İÇİN SON DERECE YETERSİZ DERKEN ÜRETİCİLERE 25 TL GİBİ KOMİK TEKLİFLER YAPILMASI İNSANLARIN EMEĞİYLE ALAY ETMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BU İNSANLAR BU SATIŞLARLA GEÇİMLERİNİ SAĞLIYORLAR!
BU KADAR İZANSIZLIK, DÜŞÜNCESİZLİK ANCAK BU İKTİDARA YAKIŞIRDI!
İşte tam da bu nedenle çay sektörünün en büyük eksiklerinden biri olan yasal boşluğun giderilmesi gerekmektedir.
Bugün yürürlükte bulunan 3092 sayılı Çay Kanunu, özel sektörün açıklanan fiyatın altında yaş çay almasını engelleyen herhangi bir hüküm içermemektedir.
Bu nedenle kamuoyuna "taban fiyat açıklandı" denilse de gerçekte üreticiyi koruyan bir taban fiyat sistemi bulunmamaktadır.
ÇAYKUR'un açıkladığı fiyat yalnızca ÇAYKUR'u bağlamaktadır.
Özel sektör ise açıklanan fiyatın altında alım yapabilmektedir.
Bu durum üreticiyi korumasız bırakmakta ve piyasa baskısı altında ezilmesine neden olmaktadır.
Bu nedenle açık çağrımız şudur:
ÇAYKUR tarafından açıklanan yaş çay alım fiyatı yasal taban fiyat haline getirilmelidir.
Açıklanan fiyatın altında yaş çay alımı yapılması yasaklanmalıdır.
Bu kurala uymayan gerçek ve tüzel kişilere caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
ÇAYKUR'un açıkladığı fiyat yalnızca bir kurum fiyatı değil, tüm sektör için bağlayıcı asgari alım fiyatı olmalıdır.
Üreticiyi koruyacak yeni bir Çay Kanunu vakit kaybetmeden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne getirilmelidir.
Bölgenin tüm milletvekillerini siyasi görüş ayrımı yapmaksızın çay üreticisinin ortak çıkarları etrafında birleşmeye davet ediyoruz.
Çay üreticisinin talebi son derece nettir:
Emeğinin karşılığını almak.
Ürününü değerinde satabilmek.
Özel sektör karşısında korunmak.
Destekleme ödemelerini yeniden almak.
Ve her yıl aynı plansızlığın mağduru olmamak.
Çay üreticisi sadaka değil hakkını istemektedir.
Çay üreticisi ayrıcalık değil adalet istemektedir.
KAFANIZI MADENLERDEN, TALAN VE YIKIM SİYASETİNDEN KALDIRIP KARADENİZ HALKININ GERÇEK DERTLERİNE ODAKLANIN.
Tabii maksadınız çay üreticilerini tamamen yok etmek değilse…. "







