CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, bugün 61saat.com'u ziyaret ederek Yazı İşleri Müdürü Erhan Esaspehlivan’ın sorularını yanıtladı. 

Gündem ve Trabzon ile ilgili soruları yanıtlayan Suiçmez, flaş açıklamalarda bulundu. 

Suiçmez’in açıklamaları özetle şu şekilde oldu: 

12 SAATİ BULAN BİR SÜREÇ OLUYOR… 

Milletvekilleri halkla birlikte olmalı. Dört senede, beş senede bir halkın yanına gidilmemeli. Ankara’da da TBMM Kâtip Üyesiyim. Kürsüde üç gün boyunca zaman zaman görev alıyoruz. Ama onun dışında da milletvekilliği tanımının kendisinde olduğu gibi, burada da söz vermiştim: “Milletimizin sesi, sizin sesiniz olacağım” diye.

Trabzon halkının hem bana ilettiği eksiklikleri hem de geldiğim zaman burada gözlemlediğim eksiklikleri, yapılması gerekenleri mecliste soru önergeleri ile, kürsüde aldığım konuşmalarla dile getirmeye çalışıyorum.

Haftada üç gün partim başka görev vermiyorsa, meclisteki görevimdeyim.  Bu bazen 12 saati bulan bir süreç oluyor. Dolayısıyla ben halkın vekiliysem, hem oradaki meclis görevimi yerine getireceğim, hem de Trabzon’a gelip halkla bütünleşeceğiz.

Whatsapp Image 2025 02 18 At 09.28.21

HALKTAN NE GİBİ ŞİKAYETLER GELİYOR?

İki şeyden yakınıyorlar. Gerçekten siz gereğini yaptığınızda, halk sizin hakkınızı veriyor. Benim bu konuda elimden geleni yaptığımı, hemen hemen her yere ulaşmaya çalıştığımı söylüyor. Hakkımı veriyorlar. Ama buraya nadir gelenleri, geldiklerinde de bakan olduğunda gelen milletvekillerini -ki bunların çoğu iktidar vekilleri- eleştiriyorlar. Şikâyet ediyorlar.

Bir de ben genelde halkın kendisiyim zaten. Yanımda çok fazla kişi olmadan, korumalar olmadan, zaman zaman tek başıma gezdiğimi gördüklerinde şaşırıyorlar. Onlar da kinayeli bir şekilde, “Nerede yanınızda korumalar, kalabalıklar?” diyerek kalabalıkla gezenleri eleştiri mahiyetinde konuşuyorlar. Halk, kimin çalıştığını, kimin çalışmadığını ya da nasıl çalıştığını biliyor. Bizim bu çalışma yöntemimizi bence olumlu buluyor. Elimden geldiğince talepleri yerine getirmeye çalışıyorum.

Whatsapp Image 2025 02 18 At 09.28.20

YEREL YÖNETİMLERİN ÇALIŞMALARINI NASIL BULUYOR

Trabzon’da 31 Mart’tan sonra iktidarız, birinci partiyiz. Şu anda da birinci partiyiz. Bütün anketler bunu ortaya koyuyor. Yerelde de Trabzon’da Ortahisar olayı gerçekleşti. Başta buna kimse inanmıyordu. Ama halkın nabzını tutabiliyoruz, görebiliyoruz. Bir süreden sonra Ortahisar halkı kararını vermişti. Yomra zaten çok başarılı bir belediye başkanımızdı. Beşikdüzü Belediye Başkanımız da orada zorlu süreci çok iyi yönetti. Şimdi Trabzon’un yüzde 50’sini yerel yönetimler anlamında yönetiyoruz.

Bence sosyal belediyeciliğin ne olduğunu şu anda halkımız Trabzon’da görüyor. Zaten aslında ondan önce 11 Büyükşehir Belediye Başkanı ile gördüğü için teveccühün bu kadar yoğun olduğunu düşünüyorum. 

Whatsapp Image 2025 02 18 At 09.28.20 (1)

HİZMETE SUSAMIŞ BİR ORTAHİSAR VAR

Ortahisar’ın önceki belediye başkanı meslektaşım. Her zaman da belirli ilişkilerimizi seviyeli bir düzeyde tutmuşuzdur. Ama ben şimdi baktığımda, Ortahisar’da çok kısa süre içinde Ahmet Kaya Başkan’ın ve ekibinin, üstelik de çok zor şartlar altında yaptıklarını gördüğüm zaman, Ortahisar’da belediyecilik anlamında Trabzon’da gerekli yatırım ve hizmetin yapılmadığını düşünüyorum. Şimdi bu durum çok daha net şekilde ortaya çıkıyor. Hizmete susamış bir Ortahisar var. Bunu da çok zor şartlar altında Ahmet Başkan ve ekibi çok iyi şekilde yönetmeye gayret ediyor.

Biliyorsunuz, yerel seçim sonuçlarını iktidar bir türlü kabul etmedi. Halkın bire bir hizmet aldığı bu alanı açacağına, tam tersine “Silkeleyelim” diyerek CHP’li yerel yönetimlerin halka hizmet etmesinin önünü kesmeye çalışıyorlar. Böyle bir ortamda hizmet vermek kolay değil. Sosyal, halkçı belediyecilik anlayışımız, işten çıkarma hususuna da yansıyor. 

Ahmet Kaya Başkanımız göreve geldikten sonra toplu işten çıkarma yapmadı. Çünkü onlar da aile geçindiriyor. Bu şişirilmiş kadroya rağmen, İller Bankası ödenekleri kesiyor, kredi almalarının önüne engel koyuyor. Buna rağmen çok iyi bir sosyal demokrat belediyecilik anlayışı sergiliyor. Mustafa Başkan da aynı şekilde çok başarılı bir belediye başkanımız. Kendini kanıtlamıştı. Beşikdüzü Belediye Başkanımız da çalışmalarını hızlı bir şekilde artırarak ve her kesimi kucaklayarak bunu Beşikdüzü’nde yansıtmaya başladı. İlerde çok daha gündeme geleceğini düşünüyorum.

BİYOLOJİK ARITMA OLMAZSA OLMAZ… 

Biyolojik arıtma olmazsa olmaz… Gülcemal Projesi zaten başlamış bir proje. Ancak bu haliyle kabul edilebilir bir görüntü sergilemiyor. Hafif Raylı Sistem, önceki büyükşehir belediye başkanlarımız tarafından ekonomik bulunmadığı için rantabl değildi. Peki şimdi rantabl mı bulundu? Bu tartışılır. Trabzon’un nüfusu birdenbire artmadı, tam tersine azaldı.

Trabzon’daki yatırımlara baktığımızda her hikayenin 20, bazılarının ise 30 yıl geçmişi var. Güney Çevre Yolu, AK Parti ile başlamadı, daha önce planlandı ve söz verildi. 2019’dan beri süreç devam ediyor. Tek başına iktidar dönemine baktığımızda Güney Çevre Yolu, Yatırım Adası, Demiryolu Projesi gibi projelerin hiçbirinin gerçekleşmediğini görüyoruz.

KENDİ PARTİMİN MİLLETVEKİLLERİ BİLE TEPKİ GÖSTERİYOR

Mecliste bu konulara değindiğimde, kendi partimin milletvekilleri bile tepki gösteriyor. “Sürekli Trabzon yatırım alıyor, sürekli istiyorsunuz.” şeklinde hafif kinayeli ifadeler kullanıyorlar.

Kağıt üzerinde Trabzon’a 450 milyar TL yatırım yapıldığı belirtiliyor. Ancak bu paranın gerçekten nereye gittiği, nasıl harcandığı büyük bir soru işareti. Gerçekten yatırıma mı yönlendirildi, yoksa sadece yollar ve taşlara mı harcandı, bilemiyoruz. Şüphelerim var. Fabrika mı kuruldu? İstihdam sağlayacak bir yatırım mı yapıldı? Hayır. Viyadükler yapıldı ama Trabzon’un tarihi kimliğine uygun olmayan yollar inşa edildi.

REŞADİYE ADETA BİR MİZAH KONUSU

Reşadiye konusu tam anlamıyla bir Trabzon hikayesi. Adeta bir mizah konusu olacak durumda.

Bu yatırımların nereye ve nasıl yapıldığı, neye mal olduğu konusunda ciddi şüphelerim var. Çünkü insana yatırım yapılmamış. Eğer yapılmış olsaydı, Trabzon’un nüfusu azalmazdı, göç yaşanmazdı, doğurganlık oranı düşmezdi. İşsizlik ve boşanma sayıları artmazdı. Trabzon’a gerçekten büyük yatırımlar yapıldığı söyleniyor ama ortada kayda değer bir gelişme göremiyoruz.

Biz diyoruz ki: Harcanan paralar yollara, taşlara, denize döküleceğine insana yatırım yapılmalıydı. Sosyal politikalar izlenerek işsizliği azaltacak, insanların göç etmesini engelleyecek bir yatırım programı uygulanmalıydı. Ne kadar para gönderilirse gönderilsin, yanlış yatırım programları nedeniyle bunun şehrimize olumlu yansımalarını göremiyoruz.

Trabzon’da liman, havalimanı, üniversite zaten vardı. Peki yeni ne yapıldı? Çevre illere baktığımızda, üniversitesi olmayan bir kente üniversite, havalimanı olmayan bir şehre havalimanı, limanı olmayan bir yere liman yapıldı. Onlar çevre yoluna sahip oldu, biz ise hâlâ çevre yolunu konuşuyoruz.

TRABZON’U SIRADAN ŞEHİR HALİNE GETİRME POLİTİKASI

Güney Çevre Yolu yatırım programında yok. Yatırım Adası ise gözden çıkarılmış durumda. Bu iktidarın Trabzon için ne 20 yıllık ne de 10 yıllık bir planlaması var. Trabzon’un gelişmesini, büyümesini, öncülüğünü devam ettirmesini hedefleyen bir yol haritaları bulunmuyor. Tam tersine, Trabzon’u sıradan bir şehir haline getirme politikası yürütüyorlar. Bunu bilinçli olarak yaptıklarını düşünüyorum ve altını çizerek söylüyorum.

Eleştirdiğimde, Erzincan-Trabzon Demiryolu’nun akıbetini sorduğumda, Samsun-Sarp Demiryolu’ndan bahsediyorlar. Bölgesel bütüncül bir bakış açısıyla düşünmek gerektiği söyleniyor. Ancak bu, Trabzon’un uyutulması için kullanılan bir söylemden ibaret.

BİR ARAYA GELMELİYİZ

Trabzon’un geleceğini planlarken bu konular siyaset üstü bir mesele olmalıdır. Bunun sağı, solu, iktidarı, muhalefeti olmaz. Bir araya gelmeliyiz. Sayın Vali, sivil toplum örgütlerini, iktidar ve muhalefet milletvekillerini, gazetecileri, meslek kuruluşlarını davet etmeli ve Trabzon’un 50 yıllık planlamasını yapmalıyız. Aksi takdirde, bu süreç Trabzon’u sıradanlaştıracak bir politika haline dönüşecektir.

URALOĞLU’NA BU YÖNDE HAKSIZLIK YAPILIYOR

Trabzon’a neden fazla uçak seferi düzenleniyor? Çünkü burası ticari bir şehir. Herkes Trabzon’u örnek gösteriyor. Van, Şanlıurfa ve Rize bile sık sık bu konuyu gündeme getiriyor. Ama kimse Trabzon’un tarihi, kültürel ve turistik ekonomik yapısını göz önüne almıyor. Trabzon’u geçmişi ve ekonomik gücü olmayan bir kent gibi görüyorlar.

Ayrıca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza yönelik haksız eleştiriler yapılıyor. Sanki Trabzon’a özel bir torpil geçiliyormuş gibi lanse ediliyor. Oysa bu yerler ticari merkezler. Talebe göre değerlendirme yapılıyor ve uçak seferleri buna göre artırılıyor. Bu yüzden Ulaştırma Bakanımıza bu yönde yapılan eleştirilerin haksız olduğunu düşünüyorum.

İMAMOĞLU’AN AÇILAN SORUŞTURMALAR

Sayın İmamoğlu, halkın gözünde bir kahraman. Sayın İmamoğlu’nun kadınlarla buluşmalarını izliyorum. Her yaştan kadın, Ekrem İmamoğlu’na kendi ağabeyi, babası veya çocuğuymuş gibi sarılıyor. Sayın Erdoğan da bunu görüyor. Kendisi de iktidara kadın gücüyle geldi ve şimdi kadınların İmamoğlu’na gösterdiği ilgiyi fark ediyor. 

Kadınların, Sayın Erdoğan’ı nasıl iktidara taşıdılarsa, şimdi de onu gönderme kararı aldıklarını biliyor.

İstanbul’da, tüm engellemelere rağmen Sayın Erdoğan’a karşı üç kez seçim kazandı. Bunu, İstanbul gibi bir mega kentte başardı. Dolayısıyla, Sayın Ekrem İmamoğlu’na açılan davalarla onun yıpratılmaya, sıradanlaştırılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Ancak halk kararını çoktan vermiş durumda.

İki konuda net bir tavır sergiliyor:

Bu iktidarı gönderecek.

Sayın İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı olarak seçecek.

Bu durumda, İmamoğlu’na yönelik olası bir siyasi yasak getirme girişiminin büyük bir tepkiye yol açacağını düşünüyorum. Bundan sonra nasıl bir yol izleneceğini kestirmek zor.

Belli ki, görmeyen, duymayan, konuşmayan bir toplum yaratılmak isteniyor. Üstelik bu durum sadece Sayın İmamoğlu üzerinden yürütülmüyor. Toplumun genelinde bir baskı mekanizması kuruluyor; gazeteciler susturuluyor, belediye başkanları hedef alınıyor, sosyal medyada fikir belirtenler cezalandırılıyor.
Türkiye’de hukuk devletinin ortadan kaldırıldığı bir süreci yaşıyoruz. Korku imparatorluğu inşa ediliyor…
 

MHP’Lİ MİLLETVEKİLLERİ, BAHÇELİ’NİN SÖZLERİ İÇİN NE DİYOR?

Onlar biraz emir-komuta zinciri içinde hareket eden bir yapıya sahip. Çok fazla renk vermiyorlar ama çok rahatsız olduklarını illa sözleriyle ifade etmiyorlar. Sürece ad koyamadılar, tuhaf bir yöntemle ilerliyorlar.

Bir sabah baktık, ip atan şimdi mikrofon atıyor 

Meclis başkanvekilleri, kendi partilerinin genel kurullarına gidemezler. Bu yasaktır. Buna rağmen, Sayın Meclis Başkanvekilimiz (Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder) İmralı’ya gidip Bebek Katili ile görüşüyor. Bu, kabul edebileceğimiz bir durum değil. 

Milletvekilleri, iktidar partisinin ne yaptığını bilmiyor. Peki kim biliyor? Bu süreci başlatanların, gelinen noktadan ne kadar haberdar olduklarını merak ediyorum. Gözle görülür bir sessizlik hâkim.

Ankara’dan geldim ve ilk ziyaret ettiğim yer, Şehit ve Gazi Aileleri Dernekleri oldu. Merak ettim, ne hissediyorlar diye. Tepkileri çok büyük. Ben de bu sürecin böyle gitmeyeceğini düşünüyorum.

Bu sessizlik, bir kabul sessizliği değil aslında. Onlar da bana, “Tamam, çıkarsın, sıkıyorsa ev hapsine alsınlar” dedi. 

İktidar ise bu sürecin adını koymaktan imtina ettiği korkunç bir süreç yaşıyor. Anayasa değişikliği yaparak Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir kez daha aday olabilmesinin önünü açmak için bunu bir fırsat olarak gördüklerini düşünüyorum.

Tuhaf bir süreç. Akıl erdiremediğimiz bir dönemden geçiyoruz.

Amaç, Anayasa değişikliği yoluyla DEM’in kendilerinin yanında yer almasını sağlamak. Bir meclis bir şey bilmez mi? Siz haklı olarak, “Orada durum nedir?” diye soruyorsunuz. Ben de “Haberim yok.” diyorum. Böyle bir utanç olabilir mi?

Hepimiz için utanç verici bir süreç işliyor. Kapalı kapılar ardında kararlar alınıyor… 

Biz sessiz ve sakin durmaya çalışıyoruz. Kendimi tutmaya çalışıyorum. Ancak kimse bundan, bizim bu süreci kabul ettiğimizi düşünmesin. Bu sürecin sonunda onların istediği sonuç alınır mı, alınmaz mı bilemem. Ama biz bu süreci kabul etmiyoruz.

YARIN SEÇİM OLSA 3 MİLLETVEKİLİ ÇIKARIYOR, 4.’YE GİDİYORUZ… 

Genel Merkez şu anda daha fazla anket üzerinden çalışmalar yapıyor. Gerçekten üç milletvekili çıkarmış durumdayız ve dördüncüye doğru gidiyoruz. Bunun dışında, Büyükşehir’i de kazandığımızı görüyoruz.

Tabii, bu sadece kağıt üzerinde kalan bir durum değil. Bazen anket sonuçları ile vatandaşın tercihleri birebir uyuşmayabiliyor. Ancak biz, vatandaş ile iç içe olan bir örgütüz. Ben de milletvekili olarak halkın içinde olan biriyim. Şu an anket sonuçları ile Trabzon ve Türkiye’nin büyük bir bölümündeki mevcut durum birbirini doğruluyor.

Sosyal belediyeciliğin uygulanması, örgütümüzün sahadaki çalışmaları, hep birlikte uyum içinde çalışıyor olmamız ve genel merkezden gelen rüzgar, Sayın İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı için yürüttüğü süreç, büyük bir heyecan ve beklenti yaratmış durumda.

ERKEN SEÇİM DEĞİL, HEMEN SEÇİM İSTİYORUZ… 

Artık erken seçim tartışmalarını geride bıraktık. Biz hemen seçim istiyoruz. Ve bunu isteyen sadece biz değiliz; halk da bunu talep ediyor. Eskiden sahaya indiğimizde, vatandaş korkarak kulağımıza bir şeyler fısıldıyordu. Şimdi ise tam tersine, etrafımızı çeviriyorlar ve adeta "Siz sandığı getirin, biz bu iktidarı gönderip sizi iktidara taşıyacağız." diyorlar.

Halk çok net bir şekilde iki mesaj veriyor:

  1. Bu iktidarı gönderecek. Hem de bir daha geri gelmemek üzere.
  2. CHP kadrolarına hizmet etme görevini verecek.

Bu süreç içinde, sandığı halkın önüne getirmek istiyoruz ve biz de onların yanındayız. Çünkü halk haklı. Adalet yok, demokrasi yok. İnsanların insanca yaşayacağı, çalışacağı bir ortam yok. Gelir yok, insanlar aç ve susuz. Düşünebiliyor musunuz, birçok insan temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor.

Erken seçim kararı alınabilir mi? Sayın Bahçeli’nin bu süreçte nasıl bir tutum sergileyeceğini bilmiyoruz. Belki de ekonomi düzelir diye bekleyebilirler ama veriler gösteriyor ki, bu gidişle ekonominin düzelmeyeceği açık.

Kaynak: 61SAAT HABER SERVİSİ