Cemil Bozbaş yazdı! Ülkemizde yoksulluk ve sosyal yardımlar

Yoksulluk temelde ekonomik merkezli bir olgu olup, insanların Gıda, Giyim ve Barınma gibi ihtiyaçların yeterli düzeyde karşılanmaması, gelire dayalı maddi kaynakların kifayetsizliği olup,bu çıkmaza sürüklenmek olup, bu durum kısa sürede meydana gelmemiştir.Geçmişten bugüne nüfus artışına göre üretim planlamasının yapılmayışı(Devlet Planlama Teşkilatının kapatılması), İmar planlarının çağdaş normlarda değil rant zihniyetine dayalı yapılması, Belediyelerin arsa ofisi oluşturmada yetersiz kalmaları, Göç olaylarının kontrol altına alınamayışı her isteyenin her yere gitmesi, İstihdama dayalı yatırımların çok yetersiz kalması,Sanayi'nin belli illerde yoğunlaşması,Fakirlik deryası gecekonduların yapılmasına göz yumulması,İşsizliğin bir türlü önlenememesi,Gıda fiyatlarının aşırı artması ve gıdaya ulaşımın zorlaşması, Tarımsal üretimden uzaklaşılması gibi bir çok sosyal etken neticede kronikleşerek yoksulluğu ve fakirliğigittikçe artırmıştır.

Ancak gelinen aşama öyle ağırlaşmış bir manzara içermektedirki "Devletimizin en büyük " sorunu haline gelmiştir.Bu sorunu çözmek için oluşturulan politikalar yoksulları toplumsal dışlanmadan kurtarmak için olsada yükselen dert istenilen düzeyde çözülememektedir.Ülkemizde yoksulluğu azaltmak için sınırlı kaynaklar kifayet etmemekte, birde yığınlarca mültecinin ülkemize dolması, işin içinden çıkılmasını dahada zorlaştırmaktadır.Geriye akıl yürüttüğümüzde artık yoksulluk KÜLTÜR'ümüzün bir parçası haline gelmiş olup, sanki toplum bu ızdırabı.yaşayacaktır algısıda yerleşmiş durumdadır.Bu anlamda ilk kurum 1935 yılında kurulan çocuk esirgeme kurumudur.Yardıma muhtaç çocuklarla ilgilenen bu kurumdan başka 1976 yılında yürürlüğe giren yasayla, yoksul ve kimsesi olmayan vatandaşlara yardım yapılması hedeflenmiştir.

Süreç öyle gelişmişki aradan 48 yıl geçmesine karşın yardıma muhtaç insan sayısı artarak toplumsal denge yoksulluk yönünde hızla bozulmaktadır.2023 verilerine göre açlık sınırının 12928 tl.yoksulluk sınırınında 44718 tl.olduğu açıklanmıştır.Buna göre sağlıklı ve dengeli beslenmenin günlük maliyeti 430 tl.yi geçmiş durumdadır.Yine bu anlamda mutfak enflasyonunun yıllık ortalama 0/0 107.5 tl yi bulduģu bir ortamda gıda enflasyonunun 2024 yılındada yüksek seyredeceği.ve beklenen şekilde düşmeyceği araştırmalarla ortaya konulmaktadırArtık askıda fatura, ekmek ve daha nice güzel yardım duygularıda çözüm olamamakta ve sosyal kurumların verdiği mücadelede fiyat artışlarının çok gerisinde kaldığından yoksulluk sınırı ile açlık sınırı aşağı çekilememekte yani durdurulamamaktadır.

Sağlıklı beslenme için her aile ferdinin yeterli kaloriyi alması gerekirgen bu hususta ciddi farklılıklar ortaya çıkmaktadır.Yetişkin bir erkek için maddi boyut 3387 tl.genç için 3639tl.çocuk için 2365tl.dir.Burada sağlıklı beslenmenin aile bütçesine toplam maliyeti ise aylık olarak 12928tl.dir.Bu tutar sadece bir ailenin beslenmek için zorunlu olarak yaptığı harcamadır.Bunun yanında, eğitim, sağlık, ulaşım,barınma, ısınma,eğlence gibi giderler için ise gereken harcama 44718tl'yi bulmaktadır.Ülkemizde TÜİK ve değişik araştırma kuruluşlarının yaptıkları saha çalışmalarında TÜİK ile aralarında çok farklı veriler elde edildiği halde resmi kurum enflasyonu halktan gizlemektedir.

Sorunun büyüklüğü öyle devasa boyutlara ulaştıki ülkemizde nüfusun 0/0 60.4'lük kesiminin yani 51600000 kişinin açlık sınırı altında,31250000 kişininde yoksulluk sınırı altında yaşadığı belirtilmekte olup,bu olay toplum açısından tehlikeli olmakla birlikte sosyal kırılmayı çağrıştırmasıda ürkütücüdür.Artık mesele bir Devlet sorunu haline gelmiş olup,bu konuda gayret sarfeden belediyeler, vakıflar, dernekler özel yapılar ve Türk milletinin yardım sever insanları yoğun bir mücadele vetmekte ancak,gidişat durdurulamamaktadır.
SONUÇ OLARAK;Burada temel sorun üretmeden tüketen bir toplum haline gelmemiz ve toplumun KRONİKLEŞMİŞ BİR ÜRETİMSİZLİK TEMBELLİĞİ'ne evrilmiş olmasıdır.Yeniden çok radikal bir üretim planlaması yapılması ve gıda zincirindeki kontrolsüz fiyat artışlarının önüne geçilerek bu iki kavrama bağlı olarak işsizliğin azaltılması önemli rol oynayacaktır.Yoksa Devlet hazinesi ile dışardan alınacak borç, ne yoksulluğu ve nede fakirliği ortadan kaldırmaya geçmişte olduğu gibi bugünde yetmeyecektir.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }