Dün akşam Samsun’da oynanacak Karadeniz derbisi öncesinde yaşanan taşlı, sopalı saldırılara baktığınızda; her ne kadar bunu yapanlar bir kısım holigan olsa da, bu zevatın hiç ders almadığı ve hiç de akıllanacağa benzemediği açıkça görülüyor.
Bakın, büyüklük sonradan olunmaz. Büyük doğulur. Daha Türkçe bir ifadeyle: “Cüceden yüce olmaz.”
Trabzonspor lige çıktığı günden bu yana taşlı, sopalı saldırıları hep yaptınız. Yetmedi, daha da küstahlaşıp en işlek caddelere “Samsun’a Ermeniler girer, Trabzonlular giremez” pankartını asmaktan geri durmadınız. Daha acısı, bu eylemlere seyirci kalanların bile olmasıydı.
Neyse… Bu ne kin, bu ne nefret, bu nasıl bir husumettir ki yıllardır dur durak bilmiyor? Unutmayın; siz ve sizin gibi düşünenler, arkasına sığınanlar, Trabzonlu’yu şimdiye dek hiç mi hiç tanımamışsınız. Bu gibi adi saldırılarla bugüne kadar nasıl korkutamadıysanız, bundan sonra da korkutamayacaksınız.
Trabzon, şehzadeler şehridir; bölgemizin de başkentidir. Güzelim Samsun’u Samsun yapan da Trabzon’dur. Yetmedi, Samsunspor’u Süper Lig’e çıkaran da Trabzonlulardır. Daha geriyi kurcalamaktan vazgeçip sadede gelirsek; Samsunspor, Trabzonspor’a bugüne kadar hiç rakip olamamıştır. Ben demiyorum, realiteler söylüyor.
Bunları biliyorsunuz ama takdir etmek yerine taşla saldırmayı tercih ediyorsunuz. Bakın, sadece Samsun değil; tüm illerimizde komşu değil, kardeşiz. Umarım bu olumsuzluklar son bulur.
Bir de bir video izledim; umarım yanlış görmüş, yanlış anlamışımdır. Stada girmeye çalışan Trabzonsporlu taraftarlardan montlarını çıkarmalarının istendiği iddia ediliyor. Kardeşim, uçağa mı biniyoruz yoksa stada mı giriyoruz? Karşı gelenlere “Ya montu çıkar ya da biber gazı yersin” tehdidi gelmiş. Şayet bunlar doğruysa, ilgililerin gereğini yapmasını istiyorum.
Şimdi dermanımız kaldıysa gelelim maça… Oyunun hiçbir anında Trabzonspor’a karşı varlık gösteremeyen Samsunspor karşısında alınan 3-0’lık galibiyet sonrası ruh geri geldi. İşte Trabzonspor budur. Bu gibi şaşalı övgüler dizerek abartmaya gerek yok sanırım.
Bilmem derdimi anlatabildim mi?
Dipnot:
Sanırım sezon başıydı, sevgili Haydar kardeşim “Hoca, bu Mustafa Eskihellaç önde oynamalı” demişti. Ben de “Evet, doğrudur” deyip yazımın bir bölümünde “Bu Mustafa dikine oynayan, süratli, pasör bir futbolcu; neden kaleden uzak tutuluyor?” diye yazmıştım. “Bir olur, beş olmaz” diye cevap aldım.
Doğru birdir ya… Dün akşam Mustafa önde oynayıp harikalar yarattı, bu bir. İkincisi ise; Onuachu gibi bir kuleye sahipseniz onu ortaya, ortalara boğmalısınız diyordum. Dün akşam bu kısmen yapıldı, sonuç ortada.
Bir de bu oyuncu geri gelerek top çıkarmaya çağrılmazsa ne iyi olur, değil mi?