İleri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Demokrat Parti hükümetlerinde 1950-1960 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığının da aralarında bulunduğu çeşitli bakanlık görevleri üstlenen dedesi Ahmet Tevfik İleri'yi anlattı ve 27 Mayıs 1960 darbesi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Tevfik İleri'nin, darbenin ardından 1961'de idam edilen ve Türkiye tarihine "demokrasi şehidi" olarak geçen merhum Başbakan Adnan Menderes ile önemli siyasi mücadele vermiş aktörlerden biri olduğunu belirten İleri, dedesiyle tanışamadığını, bundan da her zaman hüzün duyduğunu dile getirdi.
Dedesinin Yassıada'nın o zorlu günlerinde bile dik durmayı başarmış, vatan ve millet sevgisiyle yanıp tutuşan biri olduğunu anlatan İleri, "Bize gurur duyduğumuz bir isim bıraktı ama aynı zamanda da önemli bir sorumluluk bıraktı. Ben de bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın kadrolarında aynı mücadeleyi devam ettirmekten dolayı büyük bir gurur duyuyorum." ifadelerini kullandı.
"Onun idealleri, vatan ve millet sevgisi bize her daim hissettirildi"
Dedesi Tevfik İleri'nin de içinde bulunduğu Demokrat Parti kadrolarının, Türkiye'nin gerçek anlamda çok partili deneyimi ilk defa yaşadığı, uluslararası boyutta çalkantıların, ülke içinde ciddi sıkıntıların olduğu bir dönemde hizmet etme telaşında olduğunu anlatan İleri, "Bir gece sabaha karşı evlerinden alındı bu insanlar, Yassıada denen cehenneme hapsedildiler." dedi.
27 Mayıs 1960 darbesinin hem Türkiye hem de ailesi için bir travma olduğunu vurgulayan İleri, "Ama bizim ailemizde her daim Tevfik İleri varlığını hissettirdi. Onun idealleri, vatan ve millet sevgisi bize her daim hissettirildi. Bizler bildik ki bu millete hizmet etmek zordur, bu millete hizmet edenin de düşmanı olur. Ama buna rağmen hizmet etmek esastır. Biz böyle yetiştirildik." diye konuştu.
1946 seçimlerinin dünyada eşi benzeri olmadığını belirten İleri, açık oy, kapalı sayım usulüyle yapılan seçimlerin denetiminin Yüksek Seçim Kurulu'nda değil, valiliklerde olduğunu, oy pusulalarının yakıldığını, buna rağmen Demokrat Parti'nin başarı kazandığını anımsattı.
İleri, o dönem CHP'nin çok partili hayata geçiş sürecini bir anlamda "gereksiz" gördüğünü ve bunun o dönemin önde gelen CHP'li isimlerinin beyanatlarına yansıdığını söyledi.
Dönemin CHP yönetiminin, İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında başlayan siyasal liberalleşme ve demokratikleşme çabalarını birer taklit arzusu olarak gördüğünü ve yönetimin bu tür taklit, fikir ve akımlara karşı çıkacağını belirttiğini aktaran İleri, dönemin önde gelen isimlerinden Şükrü Saraçoğlu'nun ise bir beyanatında tek parti yönetimini "sadece Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayan bir rejim değil, bütün dünyaya örnek olacak bir rejim" olarak değerlendirdiğini anlattı.
"O darbe, Türkiye'ye zaman kaybettirmekle kalmadı, Türkiye'nin kimyasını bozdu"
Türkiye'yi 27 Mayıs 1960 askeri darbesine götüren en önemli olaylardan birinin 28-29 Nisan 1960 tarihindeki sokak olayları olduğunu anımsatan İleri, CHP'nin bu olayların organize edilmesinde bizzat rol oynadığını, bunu dönemin CHP Gençlik Kolları Başkanı Orhan Birgit ve Milli Birlik Komitesi üyelerinin anılarından bildiklerini söyledi.
"O yaptıkları darbe, Türkiye'ye zaman kaybettirmekle kalmadı, Türkiye'nin kimyasını bozdu." değerlendirmesini yapan İleri, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde vesayete karşı çok önemli bir mücadele verildiğinin altını çizdi. İleri, "O dönemden bugüne miras kalan yıkıcı muhalefet anlayışı maalesef hala devam ediyor. Bu milletin takdiriyle inşallah bu yıkıcı muhalefet anlayışı da rafa kalkacaktır." ifadelerini kullandı.
Başsavcı Egesel, "diktatörlükle" suçladığı DP'den milletvekili olmak için başvuruda bulunmuş
İleri, Yassıada duruşmalarında Demokrat Partilileri "1953 yılından itibaren çıkardığınız kanunlarla bu ülkeyi diktatörlüğe götürmeye çalıştınız." diyerek suçlayan Başsavcı Ömer Egesel'in 1954'te Demokrat Parti'den milletvekili olmak için başvuruda bulunduğunu anlattı.
Ömer İleri, 27 Mayıs 1960 darbesine giden süreçte CHP yönetimindeki isimlerin açıklamalarını, "Dönemin Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı maalesef darbe sürecini teşvik etmişti. Darbe sürecinin içinde bulunmuştur. Darbeden sonraki süreçte de bu süreci meşrulaştırmak noktasında seferber olmuştur. Yassıada mahkemelerinin kurulması da bu sürecin bir parçasıdır." sözleriyle değerlendirdi.
"27 Mayıs'ın en büyük zararı; Türkiye'deki siyasete olan yaklaşımı bozması oldu"
Türkiye'nin sanayileşmesinin 1940'lı yıllarda durdurulduğunu, Demokrat Parti döneminin ise tam tersine sanayileşmenin hızlandığı bir dönem olduğunu dile getiren İleri, o dönem "Demokrat Parti toprak ağalarına yaranmak için çiftçiyi topraksız bıraktı" şeklinde tezviratların yapıldığını oysa partinin topraksız köylülerin toprak sahibi olması amacıyla 1 Temmuz 1952'de bir düzenleme yaptığını söyledi.
Kendi toprağını işleyen ailelerin sayısı 1950'de 2 milyon 300 binken, bu sayının 3 milyon 100 bine ulaştığını kaydeden İleri, Adnan Menderes'in dededen kalma toplam 40 bin dönüm arazisinin 36 bin 500 dönümünü bağış ve uzun vadeli satış yoluyla Aydın'ın Çakırbeyli köylülerine dağıttığını da sözlerine ekledi.
Demokrasinin etkin olması için muhalefetin de demokrasiyi benimsemesi gerektiğinin altını çizen İleri, "Maalesef muhalefetin siyaset anlayışında o yıllardan kalan kötü alışkanlıklar devam ediyor. Karşımızdaki muhalefet anlayışı sıkıştığı zaman sistemi bozmaya yönelik hareket ediyor." ifadelerini kullandı.
"27 Mayıs'ın en büyük zararı; Türkiye'deki siyasete olan yaklaşımı bozması oldu." diyen İleri, "Çok şükür bunu büyük ölçüde tamir ettik kanaatindeyim. Ama artık buradaki son merhale de; CHP'nin bu süreçle yüzleşmesi, bu süreçten kendi adına dersler çıkarması ve bu milletten özür dilemesi." dedi.
TBMM Genel Kurulu'nun 2 Nisan 2026 tarihli görüşmeleri sırasında CHP'nin verdiği bir araştırma önergesinde "Darbelerin CHP'nin iktidara yürüyüşünü engellemek için tertiplendiği" iddiasının yer aldığını kaydeden İleri, "Yıl olmuş 2026, kafa hala bu kafa." dedi.
Ömer İleri, bu durumu özetlemek için dedesi Tevfik İleri'nin bir konuşmasında yer alan "Her partinin iktidara gelmeyi istemesi haktır. Fakat her ne pahasına olursa olsun iktidara gelmek hırsı ile memleketin menfaatlerini baltalamak hak değildir." ifadelerini anımsattı.
İleri, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine giden sürece işaret ederek, "O sürece giden günlerde o dönemin muhalefet anlayışının katkısı ortaya konmalı. Bunun yanlış olduğu zikredilmeli ve bundan dolayı özür dilenmeli. Bu millet bunu hak ediyor. Çünkü bu millete çok büyük bir zarar verdi bu darbe süreci. O dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın ortaya koyduğu yaklaşım irdelenmeli." değerlendirmesinde bulundu.






