Neredeyse kronikleşmiş bir başlangıç yaptık büyük turnuvalardan online olanına.
Daha önce de kaybederek başlamıştık Hırvatistan’a, İtalya’ya, Portekiz’e, Brezilya’ya karşı.
Ama bu sabah kaybettiğimiz takım grubumuzun görece en zayıf iştirakçisiydi. Bu vesileyle sadece maçı değil öz güvenimizi de kaybettik heyecanımız ve hayallerimizle birlikte.
Ne kadar da seviyoruz dev aynasının karşısına geçmeyi ve oradan racon kesmeyi dünya âleme.
Düşünün ki kadronuzda bulunan tek santraforunuz FC Porto takımının geleceğine yatırım yaptığı ve kısa sürelerle sahaya attığı Deniz Gül. Ve biz çeyrek final, yarı final masalları yazıyoruz ekranlardan, köşelerden, dijital platformlardan.
Konu dışına çıkmak istemezdim ama ülke olarak birçok mevzuda ve mecrada aynı popülist propagandaların veya itikadın hedefi, müşterisi ve mağduru değil miyiz ki?
Ekip çalışmasını ve sistem inşasını hiç bir sektörde küresel algoritmaların gerçekliğinde başaramadığımızı ya da önemsemediğimizi unutuyoruz hep. Bu kolektif zaaflarımız da her defasında çarpılıyor suratımıza uluslararası etkinliklerde.
Aynen bu sabah olduğu gibi. Un var, şeker var yağ var ama helvayı hep cenazelerde konuşuyoruz maalesef.
Bitmiş bir maçın ardından ahkam kesmek, akıl satmak en kolayı ve en niteliksizidir futbol ikliminin. Seçilen kadrodan oynanan oyundan, alınan skordan sorumlu/yetkili olmadığımız için dilimize sınır, duygularımıza kriter koyamıyoruz feveran ederken.
Yıkılıyor dijital ortamlar ve diğer mecralar sabahtan beri. İlk serzenişler ABD’ye götürülen kadroya dair. Rasyonel bir tutumdan çok takımdaşlık duygusu üzerinden ateş ediliyor Montella’ya ve diğer seçicilere.
Montella değil de Arteta ve ya Guardiola ya da Luis Enrigue olsaydı takımımızın başında iki eksik iki fazlasıyla aynı geniş kadroyu tercih edeceğine inanıyorum ben.
Arıyorum, tarıyorum, zorluyorum ve bugün ilk 11’de olsaydı makus talihimize çiçek açtırırdı diyebileceğim hiç bir futbol elçimiz yok ABD’ye götürülmeyen.
Yani kadro seçimine dair altı doldurulabilecek, verilerle itiraz edilebilecek bir hata ve ya kasıt beyhudedir, duygusaldır bence.
Diğer majör eleştiriler ilk 11 tercihi vesilesiyle yapılıyor.
Montella, sakatlığı dolayısıyla tam hazır olmayan Kenan dışında elemelerde kullandığı kadro ve sistemle sahadaydı. Bu açıdan kendince haklı. Haklı tam ifade etmiyorsa istikrarlı da kabul edebilirsiniz meramımı.
Eeee ne yani Avustralya’ya kaybetmenin sorumlusu yok mu diye kulaklarımı çınlatanlara gelelim şimdi.
Başta Kerem ve Barış olmak üzere Hakan, Ferdi ve Arda’nın bu denli formsuz ve güçsüz halleri en başa yazılacak mağlubiyet unsurlarıdır. Bu futbolcuların hemen tamamı kamp süresince sakatlık yaşadıkları için müsamahasız olamıyorum tabi eleştiri yapmak için.
Yanlarına yarı hazır Kenan’ı da eklediğimizde takımın bütün üretim departmanını oluşturuyor bu futbolcular.
Zaten biz savunamadığımız için değil üretemediğimiz için boynu bükük ayrıldık sahadan. Birinci golde stoperlerin ikinci golde Uğurcan’ın vasatlıklarını tabi ki mevzu harici tutuyorum.
Avustralya takımının doksan dakika boyunca ısrarlı, disiplinli, kalabalık ve cansiperane müdafaa azmini de görmezden gelmeyelim.
Bu sistem ve motivasyonla çok zor yenilirler bu grupta. Bazı maçlarda talihsiz yiyecekleri bir golle geriye düşerlerse istisna yaşayabilirler ancak. O zaman da hücum karakterleri vasat futbolcu grubuyla çok zorlanırlar. Şimdi alalım haydi süper lige diyebileceğimiz tek kramponları sol taraftaki Bos. Diğerleri takım oyunu ve sistem aparatı.
Bizim gelecek cumartesi oynayacağımız maça kadar toparlanma şansımız bayağı zor. Avantajımız Paraguay için de kazanma zorunluluğu. Paraguay takımını ABD karşısında çok kötü izledik ama elemelerde Arjantin’i, Brezilya’yı, Uruguay’ı yendiğini de unutmayalım.
Elenmenin yola devam etmekten çok daha zor olduğu bu sistemde üzülerek tahmin ediyorum ki grubumuzun üçüncüsü evine dönecektir. ABD’nin lider olacağı belli olan grupta ikinci olmamız şarttır ama çok uzaklardadır şimdilik.
Montella’nın gelecek maç için hatırı sayılır bir revizyona gideceği muhakkaktır ve de zarurettir. Kenan, Can ve Ozan Kabak garanti, Yunus, Eren ve Mert Müdür daha düşük olasılıkla maça başlayacaktır.
Hocamıza yönelik en net eleştirim B planının olmayışıdır. Kerem/Deniz rotasyonu dışında hep A planına işlerlik kazandırma çabasında oldu. Aynı mevkilerde aynı özelliklere sahip futbolcu tercihleri yaptı oyunu ve skoru değiştirme adına. Böyle devam etmez inşallah.
Ne hayalperestiz ne de karamsarız şimdilik. Haydi çocuklar daha güçlü, daha motive, daha dirayetli mücadele...
